30 kişi kendisini tutuyor, 3 arkadaşı var.
GÜNAH
Büyük bir zevkle günah işledim.
...Ateş gibi sıcak bir kucakta,
kollar arasında günah işledim.
Alev alev yanan hınçlı öfkeli kollar.
O kapkaranlık, sakin, gizli odada,
sırlarla dolu gözlerine baktım sevgilimin.
Yalvarışlarının sonsuz zevkine yanıt verircesine,
kalbim heyecanla titredi göğüslerimin içinde.
O kapkaranlık, sakın, gizli odada,
yanı başına oturdum sevgilimin hüzünle.
Dudakları dudaklarıma arzu akıttı.
Hüznünden kalbimin kurtuluverdim bir anda.
Kulaklarına bir aşk öyküsü fısıldadım:
Seni istiyorum sevgilim seni.
Seni istiyorum bengisu kucak.
Seni istiyorum benim çılgın sevgilim seni.
Gözlerinden arzu fışkırdı sevgilimin.
Kadehte kırmızı şarap dans etmeye başladı.
Yumuşacık yatağın ortasında vücudum
sarhoşça titredi göğsüne doğru.
Büyük bir zevkle günah işledim
titreyen, kendinden geçmiş vücudumla.
Tanrım ne yaptığımı nasıl bilebilirdim
o kapkaranlık, sakin, gizli odada.
Furuğ FERRUHZAD
güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar
dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
kürdistan'da ve muş-tatvan yolunda bir yer kanar
muş - tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar
sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar
bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar
muş - tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar
el ele gittiğimiz bir yolda sen gitgide büyürsen
benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar
TURGUT UYAR
TÜRKİYE, ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUM
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Boynu bükük ay çiçeği
Şiirin ve aşkın geleceği
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Dağ rüzgarı, portakal balı
Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yazgısı kara yazılmış gelin
Kurumuş sütü memelerinin
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Harlı bir ateş gibi derinde yanan
Haramilerin elinde bulunan
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Güngörmüş, bilge toprağım
Yunus, Pir Sultan ve Nazım
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Bozlat, ağıt, halay ve zeybek
Dumanı üstünde ekmek
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yüzü kırış kırış anam
Ağlayan narım, gülen ayvam
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Asmaların üstünde gün ışığı
En güzel geleceğin yakışığı
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Zinciri altında kımıldayan
Bitecek sanıldığı yerde başlayan
Ataol BEHRAMOĞLU
SAKIN GEÇ KALMA ERKEN GEL
Usulca gir kapıdan, zile basma.
Hiç telaşlanma, ben daha dönmemişsem.
Yoldayımdır, nerdeyse yokuşun dibinde,
Suların kararmasını bekliyorumdur,
Tuğla harmanlarından gelen yanık havanın
Bahçedeki akşamsefalarına sinmesini.
Güç bela dizginliyorumdur içimde
Dörtnala sana koşan küheylanları.
Bütün gün kâğıttan dağlar arasındaydım,
Nabzım ileri giden bir saat gibi işledi durdu.
Dilekçeler, kararlar, tozlu makbuzlar:
Hep adını okudum silinmiş satırlarda.
Pencerede kuleler, minareler, kirli gök.
Durmadan kuşlar uçtu bir bacadan.
Rüzgâra karışan saçlarını gördüm
Bulutlu aynalarda.
Balkonun kapısını aç, su ver saksıdaki çiçeğe.
Geyikli örtüyü ser masaya, dinlen biraz.
Sessizlik şaşırtmasın seni, ürkütmesin.
Şehrin gürültüsü dolacak az sonra odaya,
Karanlık bir yankıya dönüşecek karşı dağlarda.
Cevat ÇAPAN
Ölümü Ektim Randevu Yerinde
Beklemekten Ağaç Olsun
Zembereği boşalmış sözcüklerin
Akreple yelkovan öpüşüyor onikide
Bütün ziller vaktinde vuruyor,
tembellik edip gitmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
Bugün de gecikeceğim
Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına
Martılar uykuya dalmış
Kar bütün izlerini örtmeye hazır
Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni…
Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler.
Kusura bakma ölüm
ben ardımdan sövdürmem.
Bu randevuya asla gelmem.
Bu şiirin içinden tren de geçebilir
Uçak da
Vapur da
Bütün teknolojik ölüm aletleri de
ama hiç birine binmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
gelmeyeceğim
Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki
Ve ben ne olacağını merak ederken
hani filmin en güzel sahnesinde
sinemadan çıkar gibi
hayattan çıkıp gidemem
Kusura bakma ölüm
Adın çok soğuk gelemem
Bunca mazeretim varken
yaşama dair,
ölümü aklımdan bile geçirmem
Seviyorum seni hayat
tüm kötü sürprizlerini de..
Erol ZAVAR
ANSIZIN HAZİRANIMSIN
ansızın bitti mayıs
halasçiçekleri ile geldi haziran
sevmek böyle telaşlı
böyle çoşkulu afacan
sevmek akdeniz
ellerim neden ulaşmaz ellerine
neden sana böyle yakın ve uzağım
beni böyle birbaşıma
neden yalnız bırakırsın
böyle çoğaltarak seninle
her gece öldürdüğüm kim bu adam
öyküler kuşkulu kaypak
şiirler gülkurusu akşam
ve gülen bir fotoğraf
-parmaklıklar arkasında bir kadın
yüzünde hep papatyasarısı bir aşk-
kime böyle bu sayfalar dolusu mektuplar
bu tamamlanmamış günleri acısı
(gece ansızın uyanıyorum
yatakta birbaşıma
korkunç sigarasızım)
vazoda solmaya yüz tutmuş bir karanfil
tepemde yanan ampül
yere saçılmış kitaplar
bazı geceler çıkıp dolaştığım çocukparkları
rakılar. kırık kadehler
bir kanepe ahşap bir masa
(ben bu masada yazarım şiirlerimi)
ve uçuk renkli battaniyeler. çaybardakları
pikniktüpü. bir kova su
ve sokakta işçiler
yorgun vardiyadönüşü
geceyle gündüzün arkadaşları
gece ansızın uyanıyorum
fotoğrafının karşısında
korkunç yalnızım
kardeşimi seviyorum yeni geldi askerden
vatan-millet-ada(m)pazarı
parola: asker üşümez / geberir
emret komutanım
ablamı seviyorum evlenecek yakında
çeyiz sandığında gizli geleceği
naftalin kokulu
yazılmamış bir roman
annemi seviyorum. biraz feodal ama
yine de benden aydın
git oğlum diyor
doğruysa yolun seninle ben de varım
babamı seviyorum. insan ölünce
emekli olur diyen
ve hayata karşı direnen
yorgun bir işçiemeklisi
kendimi seviyorum
yasalarda serseriye çıktı adım
seviyorum kendimi
ama değilim asla narsist
kanaryanın ötüşü daha da güzeldir
kayalıklarda
anlıyorum ritsos'un şiirlerini ve rahmaniof'u
tanıyorum kuvayı milliyedeki karayılanı
sanki yaşadım aytmatova'nın öykülerini
ehremburg'un romanlarındaki aşkları
seviyorum yeşilin doğaya uyumunu. karabuçak'ı
özgürlüğün çocuğu akdeniz'i. içimin derin uğultusunu
ve seviyorum sevdiğimi hiç söylemeden apaçık sevmeyi
seviyorum güneşte insan gölgesini
gözlerine baktıkça mayıs mı saçların mı
haziran mı unutuyorum
seni ben uzun mavi kirpiklerinden
ve gözlerinden
seni ben gülümseyen sarıpapatyaların
ve çatalbakışlı fotoğrafından
kezlerce öpüyorum
gece ansızın uyanıyorum
bana mektup yazmışsın
içerden özgürce yazmışsın
bu kez içine bir de fotoğrafını koymuşsun
aydınlatır mahpushaneleri sevdamızın ateşi
şimdi çıkıp gelsen ansızın karanlıklardan
açsan demirkapıları telörgüleri nöbetçi kulübelerini
ve iki kez çalsan kapımın zilini
bekliyor olsam tutulsam sevinçten
öylece baksam bir süre yüzüne. bakışsak
unutsak sözcükleri hiç konuşmasak
ve bir kırık plak olsa dudaklarımız
dönse hep aynı yerde
gece ansızın uyanıyorum
şunlar eski gazeteler
alışığım yalnız okumaya
ama artık çekilmiyor
şunlar sanat dergileri
parasız alıyorum çoğunu eşten dosttan
şunlar bitmemiş şiirler dayanamıyorum görünce
bu yaz mersinden çağırıyorlar beni
deniz sıcak olur yazın orada
namrun yaylası serin
göznede rakı içmek dostlarla
kıvrılıp bir derenin kenarına
mersinden çağırıyorlar bu yaz beni
oysa sen çıkınca ben seninle uzaklara
uzaklara gitmek istiyorum
bir demet mormenekşe
bir demet karanfil
ince
uzun
bir şiirdir yaşamak
sarıpapatyalar arasında
gülen bir kadın yüzü yani
paylaşmak
haklı
güzel bir ömrü
tasasız
kavga içinde
şu anda ben
anlatmak için bu aşkı
bütün bunlardan başka ne söyleyebilirim
saçlarınla ansızın haziranımsın...
Bayram BALCI
|
|
Militan Sinemacılar133 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yılmaz güney47 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
nihat genç16 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
zapatista11 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |